ruhumdan akanlar19 yorum var - 19 Eylül 2008 14:57Zaman geçiyor.. 4 yorum var - 13 Eylül 2008 22:23Anne dışarıda alış-verişteydi. İki buçuk yaşındaki bebeğe babası gözkulak oluyordu. Derken anne eve geldi. Baba anneye sus işareti yapıp, bebeği izlemesini istedi. Bu çok şirin hareketini annenin de görmesini istiyordu. Anne, bebeğin elinde çay fincanıyla salondan çıkıp, biraz sonra içi su dolu olarak babasına getirmesini ve babanın da onu çaymış gibi içmesini seyretti. 'Uzanabildiği tek su kaynağının klozet olduğunu biliyorsun, değil mi?' Sonuç-1: Annneler evlatlarını çok sever ve onlara dair her şeyi bilir. 11 yorum var - 09 Eylül 2008 23:12söylesem ah söyleyebilsem derdimi 4 yorum var - 06 Ağustos 2008 22:00Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir Bütün kadınlar şiiri bir kadına terkeder! Eylül / Haydar Ergülen 23 yorum var - 19 Temmuz 2008 09:57Hiç bir insanı unutmak, bir insandan vazgeçmek, Bir insanı hayatından sonsuza kadar çıkartmak zorunda kaldın mı.? Hani ölmüş gibi, hani uzatsan da elini tutamayacağını bilmek gibi. Her an kapından içeri gülümseyerek gireceğini bekleyip ama aslında. Hiç gelmeyeceğini bilmen gibi. Ne zor şey değil mi ölmediğini bilmek, Ama ölmüş gibi ulaşılmaz olması artık o insanın sana. Ne kadar katlanılmaz bir gerçek değil mi, sen hala bu kadar sevgili iken.? Özlemek, bu kadar özlemek, etini kemiğini yakarcasına özlemek. Çok kötü değil mi? Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak onu işitememek. Artık sonunun "di" li hali değil mi? Biliyorsun değil mi. Ne kadar umutsuz bir arayıştır o, Kalabalık caddelerde geçen binlerce yüze bakmak. Belki bir kez daha görebilmek için o yüzü. Belki biraz önce geçti bu kaldırımdan diye düşünmek. Belki şu an arkamda yürüyen insanların içinde bir yerde demek. Belki şu an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yaşamak ne zordur Değil mi? Ne kadar eritir insanı fark etmeden. Sen de biliyorsun değil mi bunları? Bir sinema koltuğunda sende iki kişi gibi oturdun mu hiç? Hiç iki kişi gibi zevk aldın mı bir konserden yalnız başına. Güzel bir kafe keşfettiğinde, Güzel bir film seyrettiğinde, Güzel bir şarkı dinlediğinde, güzellikleri oranında eksik kaldıklarını hissettin mi. Paylaşamadığın için onunla. Hiç iki kişilik beyninle yarım insan olabildin mi? Baktığında aynada yüzünün yarısını gördüğün oldu mu hiç? Sana hayatındaki en büyük yoksunluğu yaşatandan Nefret edemediğin Oldu mu hiç? Gözünün içine baka baka kolunu bacağını kesen bir insanın yüzüne, Sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildiğin zamanlar oldu mu hiç? Hayatta inandığın bütün değerleri alt üst eden birisine aşk şiirleri Yazabildin mi? Onu içinde korumanın seni yok etmek olduğu zamanlara FEDA OLDUN MU HİÇ.? 8 yorum var - 04 Temmuz 2008 22:38Bazen aşk gider. Günler geçer ardından. Ve aylar. Bazen de yıllar...Bebekler büyür. İnsanlar yaşlanır. İnsanlar ölür. Eşyalar eskir. Evler yıkılır. Kurur ağaçlar. Sokakların adı değişir. Anılar belleğin acımasızlığına teslim olur. Sevilen unutur. Seven yanar... Sonra sabah olur. Güneş doğar. Aşkın gelmez birtürlü. Bir gecede değişir ömrün. O birtürlü inanmak istemediğin kader seninle alay eder gibidir. Ömrünü adadığın, yıllarını önüne serdiğin aşkın bir gecede bir başka hayata karışmıştır işte... Bir gecede bir başkasının aşkı olmuştur. Bazen aşk gider. Ve adresi değişir evinin. Sesinin tonu değişir. Ve rüyaların... Her akşam açıp girdiğin kapıdan başka bir sevda giriyordur artık. Hergün oturduğun koltukta o bakmaya doyamadığın gözlerin ışığında başka bir sevda oturuyordur şimdi. Yıllardır evinde ağırladığın,masalarına konuk olduğun, hayatlarını paylaştığın dostlarının kahkahaları arasına bir başka ses karışıyordur artık. Senin gölgene alışkın duvarlar bile çoktan kabullenmiştir yokluğunu. Her gece uyuduğun yastığa bir başka sevda kokusunu bırakıyordur. O öpmeye kıyamadığın dudaklarda bir başka sevdanın adı... Aşkının o tek cennetin bildiğin uykularında bir başka sevdanın rüyaları... Bazen aşk gider. Ve anılar da gider peşinden. Bazen aşk gider. Ama ölüm gelmez birtürlü. Ne yapsanız da öfke duyamazsınız, giderken bir kibrit aleviyle ateşe verdiği ömrünün alevleri içinde eriyip giden yüzünüze, silinip giden kokunuza, kül olan yüreğinize dönüp bir kez bile bakmayan o sevdanıza... Ama bazen aşk gider. Aslında bilirsiniz nereye gittiğini. Onu çağıran o eksik, yaralı ve hep kanayan çocukluğudur. Onu çağıran, hani o gözlerinde görüp de belki de en çok bu yüzden vurulduğunuz, ertelenmiş çocukluğunun o mavi bahçesidir. Dönüp dönüp yeniden baktığı o gizemli bahçede onu eksik severek yaralamış annesinin sesini duyar gibi olmuştur belki de. Yanıldığını anladığında da ürkekçe o bahçenin bir köşesine sığınıp, gözyaşlarına boğulmuştur. Belki de onu bu yüzden affedersiniz. Belki de bu yüzden bir başka sevda için karşınızda gözyaşlarına boğulduğunda onunla beraber ağlayıp, "Git ve aramaya devam et, unut beni", dersiniz. Çünkü bilirsiniz ki aşk çocukluğun arka bahçelerinde dalıp gittiğiniz ve sonra evin yolunu birtürlü bulamadığınız, kurallarını kimsenin bilmediği garip bir oyundur aslında.Birgün ansızın o oyunda yanıvermiş, haketmediğiniz halde bahçeden kovulmuşsunuzdur. Anlayamazsınız neden kovulduğunuzu, nerede hata yaptığınızı, neden unutulduğunuzu... Yıllardır oynadığınız o büyülü oyuna dalıp, hayatı dışınızda bıraktığınız için, birgün aşk gider ve siz evinizin yolunu birtürlü bulamazsınız. Bazen aşk gider. Günler geçer ardından. Ve aylar. Bazen de yıllar... Bazen aşk gider... 25 yorum var - 27 Haziran 2008 19:23Eski bir resim biliyorum ama sevgiyi çok güzel anlatıyor, bazılarına örnek olmalı... 20 yorum var - 22 Mayıs 2008 11:13Onlar çocukluk arkadaşıydı. Kaderleri doğduklarında yazılmıştı. Hayatın, ailelerinin ve kaderin yazdıklarını şikayet etmeden yaşadılar… Nesrin ve Metin in aileleri uzun yıllardır dosttular. Birbirlerini sever, sayar, her dertlerini sevinçlerini birlikte paylaşırlardı. İki ailede varlıklıydı. İki ailede nezih ve dürüst insanlardı. Saygılı seviyeli çevrelerinde sevilen bireylerden oluşuyordu. Bu iki ailenin dostlukları o kadar içtendi ki, evlerini bile yan yana yaptırmışlardı. İki ailenin de aynı dönemde birer çocukları oldu. Nesrin ve Metin. Nesrin ve Metin birlikte büyüdüler, hem arkadaş, hem kardeştiler. Birlikte oynadılar, birbirlerinde kaldılar. Ailelerin seyahatlerinde birlikte uyudular. Aynı okullara gittiler. Birbirlerini çok sever, o derecede kavga ederlerdi. Tekme tokat birbirlerine girdikleri çok olmuştu. Ama bir diğerinin canı yansa, diğerinin de yanar, birine laf söyleyeni diğeri eşek sudan gelene kadar döverdi. Dillendirilmemiş şeyler vardı. Aileler hep bunu istemişti ve konuşulmasa da her kes tarafından biliniyor ve vazgeçilmedi. Sessizce onaylanmış ve kabul edilmişti. Nesrin ve Metin okullarını bitirip evlenme çağı denen yaşa geldiklerinde iki aile iş ortaklıklarını büyütmüş, İstanbul a taşınmış, sessiz sakin güzel bir semtte büyükçe bir apartman yaptırılmış, hep birlikte mutlu mesut yaşıyorlardı. Nesrin de Metinde küçüklükten beri evleneceklerini bildikleri ve bunu kabul ettikleri (veya ettirildikleri için) başka kişilerle ilgilenmemişler hep bir arada olmuşlardı. İkisinde hayatında hiç kimse olmamıştı. Olamamıştı. Bir şekilde birbirlerini kıskanıyorlar ve bu tarz yaklaşımlara karşılıklı engel oluyorlardı. Düğün günü çok ihtişamlıydı. Memleketten uçaklar, otobüsler dolusu misafir gelmişti. Büyük bir otel misafirler için kapatılmıştı. Nesrin ve Metin e yine aynı apartmanda süper bir daire hazırlanmıştı. Peri masalı tüm ihtişamıyla devam etmekteydi. Görkemli düğün bitip, misafirler otellerine, aileler evlerine Nesrin ve Metin otelin balayı odasına çıktıklarında peri masalı sanki birden bitivermişti. Her şey çok güzeldi ama onlar kardeştiler en azından öyle büyütülmüş ve öyle hissediyorlardı. Karı koca olamazlardı. Ne yapacaklarını bilemez durumdaydılar. Bu sorunu şimdilik geçiştirip, çocukluklarından beri alışık oldukları gibi birbirlerine sarılıp uyudular. Gerçi ilkokuldan beri beraber uyumamışlardı ama hiç fark etmezdi. Aralarındaki bu sırrı saklamaya karar verdiler. Hayat devam ediyordu. Her şey dışardan olağanüstü görünüyordu. Nesrin ve Metin çocukluktan alışık oldukları kavgalarına, tekme tokat birbirlerine dalmalarına, eğlencelerine devam ediyorlardı. Sır sürmekteydi. Metin erkekliğinden, Nesrin kadınlığından şüphe duymaya başlamıştı. Kavga gürültü iyice artmaktaydı. İkisinde de aldatılma şüphesi üst düzeydeydi. Ailelerin artık tahammülü kalmamıştı. Ama kavgaya değil. Şimdiye kadar 1-2 çocuk olması gerekiyordu. Baskılar artmış, şüpheler kafalara kazınmaya başlamıştı. Neden çocukları olmuyordu. Doktora gitmeleri gerekiyordu. Neden bu ikisinin çocukları olmuyordu. Nesrin ve Metin köşeye sıkışmıştı. Doktora gidemezlerdi. Sorun başkaydı. İkisi de 25 yaşına gelmişti ve özellikle Metin kendinden fazlasıyla şüphe etmekteydi. Durumu değişmeye karar verdiler. Karı koca olmanın zamanı gelmişti. Milyarlarca insan yapabiliyorsa onlarda yapabilirdi. Denemelere başladılar ama bir türlü olmuyordu. Ya utanıyorlar ya kahkahalar gülüyorlardı. Bir gece içmeye karar verdiler. O kadar çok içtiler ki ne yaptıklarının farkında bile değillerdi. Sonraki 3 gün birbirlerinin yüzüne bakamadılar bile. 45 gün sonra Nesrin kendinde bir değişiklik hissetmeye başladı. İlk kızları doğduğunda bütün ailede bayram havası esiyordu. Nesrin ve Metin birbirlerine yavaş da olsa alışmaya başlıyorlardı. Yöntemlerini seviyorlardı. 2. çocukları da kız oldu. Dedeler bir de erkek torun olsun istiyorlardı. 3. çocuk erkek olmuştu. Nesrin ve Metin çok bunalıyorlardı. Birbirleri için asla vazgeçilmezdiler, ama aşk ve tutku kelimesinin anlamlarını bile bilmiyorlardı. Birbirlerini sadece seviyorlardı. Bu aile yaşamlarını etkiliyor, kavgalar gürültüler hiç eksik olmuyordu. Sıran kavgalarının olduğu bir akşam her zamanki gibi tekmeler havada uçuşuyordu, Metin hiç yapmadığı bir şeyi yaptı ve Nesrin in yüzüne bir tokat attı. İkisi de birbirlerini tekmeleme, itekleme alışıktı. Çocukluktan kalma şeylerdi bunlar. Tokat her şeyin sonu oldu. Nesrin Metin i evden kovdu. Metin artık üst katta annesinde kalıyordu. Nesrin çocuklarla kendi dairesinde. Aile boşanmalarına şiddetle karşı geliyordu. Bu onlar için mümkün değildi. Törelerinde bu kabul edilemezdi. Nesrin in huysuzlukları devam etti ve gizlice gidip boşandılar. Aile durumu öğrendiğinde ikisini de neredeyse vurucaktı. Durum gizli tutuldu. Sır olarak ailede kalıcak kimse bilmeyecekti. Aileler onları hala evli görüyorlardı. Boşanma diye bir şey söz konusu olamazdı. Yaşamları aynı şekilde devam etmeye başladı. Yine hep bir aradaydılar. Yemekler büyük aile sofrasında yeniliyor. Tatillere birlikte gidiliyor, hafta sonları hep beraber geziyorlardı. Sadece Metin üst katta kalıyordu. Bu da onlar için fazla bir sorun değildi. Dedeler ikisinin acilen evlenmesini ve bir erkek torun daha olmasını istiyorlardı. Nesrinle Metin in ilişkisi garipti. Hem vazgeçemiyorlar ve kıskanıyorlar, hemde birlikte olamıyorlardı. Kaderleri o hafta sonu değişmeye başladı. Nesrin ve Metin 3 çocuğu alarak hafta sonu tatiline gittiler. Güzel bir tatil dönüşü Nesrin in babası kıyametleri kopardı. Metinin babası ile karar alıp dünyayı ikisin başına dar ettiler.Madev birlikte gezip eğleniyorlar birlikte kalıyorlardı bu ne ahlaksızlıktı. Neden evlenilmiyordu. Darbe gibi bir karala evlenlerine karar verildi. Nesrin kıyameti koparıyordu. Metin ne yapacağını bilmez durumdaydı. Nesrin bütün hırsını Metin den çıkarıyor, kredi kartlarının dibine vuruyordu. Metin çaresizdi. Babalara karşı gelemezdi. Nesrinde bunu biliyordu. Hafta içi gizlice boşandıkları gibi aile arasında gizlice evlendiler. Her şey yolunda gibiydi. Nesrin 4. bebeğe hamile kaldığında kendide şaşkındı. Ailecek bir memleket gezisi düzenlendi. Arabayla geze geze gidilecekti. Gidildi. Gezildi. Eğlenildi. Dönüş yolu başlamıştı…. Arabada Nesrin Metin ve çocukları vardı. Büyük kız 12, küçük kız 11, oğlan 7 yaşındaydı. Nesrinin bebeği de karnında neredeyse 3 aylık olmuştu. …………… Yolda çok kamyon varmış, yağmur varmış... Ne olduğu anlaşılamamış. . He şey saniyeler içinde olmuş… İki kamyon arasında sıkışmışlar. 7 yaşındaki oğlan çocuk camdan fırlamış ve olay yerinde… Nesrin kendine geldiğinde çok düşkün olduğu oğlunun vefat ettiği haberi ile yıkılmış. Bir iç kanama geçirmiş. Bütün dikişleri tekrar açılmış. Dün gece Nesrin inde vefat haberi geldi. Bu yazıdaki Metin benim eski bir dostum sırdaşımdır…. ALLAH HEPSİNİN YARDIMCISI OLSUN. ACILARINI DERİNDEN PAYLAŞIYORUM. 11 yorum var - 20 Mayıs 2008 10:18Sevgi ... 3 yorum var - 30 Nisan 2008 10:14Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. 13 yorum var - 21 Mart 2008 19:20Üzgün olmak ne ifade ediyor size... Ben üzgünüm... Yağmurun ıslattığı toprak gibi çamurlu ve üzgünüm... Yağmur nasıl toprağı yumuşatıyorsa... Keder ve acılar da beni öylece yumuşatıyor.. Bazen dağıtıyor... Ne kadar dirayetli olursam olayım... Hüzünler ısırmışsa mutluluğumdan birer parça... Karnıma ateş saplanmış gibi canım yanıyorsa... Üzgünüm... Hüzün günüm bugün... 8 yorum var - 13 Şubat 2008 10:42Şimdi size msn de silenleri değilde sadece engelleyenleri görmenin yolunu anlatıcam. Listenizde ne kadar dansöz var hepsi afişe oluyor ama bazen çok kırılabiliyorsunuz benden söylemesi. Öncelikle msn listenizde ofline görünen, engellediğini düşündüğünüz veya merak ettiğiniz kişinin adres satırına geliyorsunuz. Mause ile satır üzerindeyken sol tık yapıyorsunuz. Açılan pencerede Görünüm satırının üzerine geliyorsunuz. Otomatik bir pencere açılıyor. O pencereden profil satırını tıklıyorsunuz. Bir iki saniye bekleyin o kişinin space giriş sayfası acılıyor. Açılan sayfada sol tarafta kişinin belki bir fotoğrafı ve profil bilgileri bulunmakta. Hemen onların altında profil ayrıntılarını göster yazan bir satır bulunmakta. Bu satıra tıklıyoruz. Bekliyoruz gelen sayfada üst tarafta web görünümü yazan bir bölüm var. Kullanıcının belki bir fotoğrafı ve bilgileri bulunmakta. O bölümün hemen altında Messenger görünümü yazan bir bölüm daha bulunmakta. İşte her şey burada gizli. Messenger görünümü yazan bölüm aktif ise kullanıcının msn penceresinde kullandığı fotoğraf ve msn iletisini görüyorsunuz. Bu sizi engellememiş anlamına gelmekte. Sayfada sadece web görünümü başlıklı bölüm varsa Messenger görünümü yazan bölüm yoksa sizi engellemiş demektir. Gerisi size kalmış. Yöntemi denedim kesinlikle başarılı. Yalnız bazı msn lerde kişinin profil sayfası görünmemekte. Bilginize… Beni engelleyen yada engellemeyen bütün arkadaşlarıma sevgilerimi sunarım.. 3 yorum var - 11 Şubat 2008 20:26hayatın en hüzünlü anı, deli gibi sevdiğin insanın, aslında buna değmediğini gördüğün andır. senin aşkını bu gün haketmeyen, on yıl sonrada hak etmeyecektir. BİRAK GİTSİN..... 6 yorum var - 11 Şubat 2008 11:47elveda hayat 6 yorum var - 31 Ocak 2008 10:39Bende söz bitti sevdiğim 6 yorum var - 30 Ocak 2008 19:25Kadınlar uzun yaşar derler, 4 yorum var - 10 Ocak 2008 13:39Herkes Gülüsümü Görüyor 1 yorum var - 02 Ocak 2008 09:42aralık ayı sonlarına doğru özellikle son hafta, bir telaştır alıyor. bir panik havası, koşuşturma. ne yapıcaksın, nereye gidiceksin, kimlerle birlikte eğleniceksin. yenı yıl gelcek karşılanıcak ya. e geldi işte yeni yıl 2 günlük oldu bile. ne değişti. HİÇ 2 yorum var - 21 Aralık 2007 00:11seni unuttum sanma hep aklımdasın, hiç çıkmıyorsun ki aklımdan. dalgalı siyah saçların, hep giydiğin mor penyen. gülüşün, bakışın, bana kızman, deli kız deyişin. bu sabah sana en sevdiğin koyu pembe karanfillerden getirdik. her taraf karanfil oldu. oldu oldu ama, oldu da ne oldu. buz gibiydi oralar. yarım saat zor durdum. karanfilleri yerleştirirken parmaklarım o kadar üşüdü ki donucam sandım. biliyorum sen de sevmesin hiç soğuğu. ben yarım saat dayanamadım o soğuk ve çamurlu tepede, sen 4 yıldır nasıl dayanıyorsun. ellerin ayakların üşümüyor mu. ordan dönüş yok biliyorum, ve gene biliyorum ki sen ordan da olsa, beni gözetip kolluyorsundur. ben seni çok özlüyorum, sensiz bayramlar bir anlam taşımıyor daha çok eziyet gibi geliyor. keşke artık hiç bayram olmasa bunalıyorum. herşeyim 0 yorum var - 09 Aralık 2007 12:17ağlamam artık 0 yorum var - 02 Kasım 2007 11:03Kaybolmalı bazen insan, kendi tenhalığına çekilmeli, biliyorum….. Ama senin kaybolmaların korkutuyor beni… Bazen çok özlüyorum seni; tenini, kokunu, gözlerini ama…….. Zehirin panzehirini yine zehirden yapıyorlar 0 yorum var - 07 Ekim 2007 15:42Seni düşünmek güzel şey, 0 yorum var - 03 Ekim 2007 08:55Çocuk olmak istiyorum yine 1 yorum var - 01 Ekim 2007 16:42Özlediğin, gidip göremediğindir; Özlem, gidip görememendir; ama Özlediğin, gidip görmek istediğin- Özlem, gidip görmek istemen- Oruç ARUOBA 0 yorum var - 15 Eylül 2007 23:57aşk aşk aşk |