İSTANBUL!!
yaslı sehir!
bunak sehir!
kirli sehir!
BİZANS!:D:D
dışında olan içine girmek ister.içinde olan ise çıkmak ister.yaşanması gereken bir şehir her ne olursa olsun..ı.love istanbul.....(L)
hayatımın bir bölümünü orada bulunmayıı hayal ederek tükettim..
benden çok şey eksilten şehir.. seni sevmiyorum!
bugün yine gelmişine geçmişine milletine sövdüğüm şehir
istanblue fenaadır!
istanbul bir o. gibidir hergün birlikte olabilirsin ama ona asla sahip olamazsın
1 insan yüzünden burdayım.. o burda olduğu sürece hep burda olucam..
barzolarin cogunlukta olmaya basladigi kent.
o an ne istiyorsan o olan sehir
my life, my love, my master, my slave, my loss, my victory, hang overs due to whisky, lovers better left forgotten, my elevation, my depression, victories, defeats, youth, good times, bad times, good music, bad music, experience, naivety, history....
istanbul bir virüstür arkadaşım, post moderninden, kanına girdi mi başka bir yerde barınamazsın, yeni bir şehir bulamazsın (ara: kavafis)...sayesinde dünyada yaşamak istediğim sadece iki şehir olduğunu fark ettiğimdir: istanbul ve new york...
bonuslar: new york new york
kara kitap
frank sinatra
Gitgide soğuyorum senden İstanbul. Doydum sana. Bırak lan yakamı şerefsizin kenti.
Milyonlarca insanla bir arada yaşamak karınca yuvasında karınca olmak gibi bir duygu uyandırıyor bende.
anlatılmaz yaşanır yaşam alanı olarak bilinen ve türkiye nin en güzel şehri.
yorumsuz bilenler anlatsın ..................!!!!!!!
yaaaaaa ıstanbul hep varda adı şidiki hali ile ama türkiye olduğu sürece !!!!!!!!!!
...elinden öper...
ahh istanbul ah kadıköy. .ahhh!!!
ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazut tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu Abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaranlarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın çaresiz zehirler kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin
eğer sen yine İstanbulsan
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
Sicilyalı balıkçılara Marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbulsan
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim
ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiçbir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine İstanbulsan
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir
ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 Eylülünde birader mırç ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateşler yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık
Attila İlhan
nası bir yer acep hiç gitmedim ..